Köşe Yazıları

Can Sıkıntısı

“ Anneeee ! canım sıkıldı, ne yapacağım şimdi?”

Hem anneliğimde hem de öğretmenliğim boyunca duyduğum en güzel soru cümlesi. Eğer çocuk sorduğu bu soruya cevap bulamazsa, annesinden veya öğretmeninden net bir kayıtsızlık görürse, cevabının sadece kendinde olacağını anlar. Annenin sorumluluğu çocuğun can sıkıntısını bertaraf etmek değil, çözüm yolunun bizzat kendisinde olduğunu göstermektir.

Sıkıntı hissi, nostaljik bir anının beyninizde bıraktığı bir tat gibi aslında. Modern çağ, insanın canı sıkılmasın diye eline o kadar niteliksiz oyuncaklar tutuşturmuş ki, değil çocukların biz büyüklerin bile canının sıkılmasına fırsat vermiyor. Can sıkıntısı aslında kaçırılmaması gereken büyük bir fırsat.

Yaşları 6 ile 7 arasında değişen öğrencilerime sordum. ”Canınız sıkıldığında ne yaparsınız?”

“Tablet oynarım, resim yaparım, televizyon seyrederim .”cevapları aldığım en popüler cevaplardı. Çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirmek için birçok para verip alınan oyuncaklar yerine, çocukları bu can sıkıntısı hissiyle baş başa bırakmak gerek. Şöyle ki; can sıkıntısı insanın en önemli özelliklerinden biri olan merak duygusunu ortaya çıkardığı gibi, yeni bir şeyler denemeye iter. Hayal gücüne can verir. Bu nedenle can sıkıntısından korkmak anlamsızdır. Çocuk yeni bir oyun kurma, yeni bir meşgale bulma çabası içerisine girerse yaratıcılığı gelişir, hayal gücü genişler. Ne yapsam, ne oynasam diye evde dolaşan bir çocuk yeni icatlar peşindedir ve bir çok yeni fikirleri üretebilme kapasitesine sahiptir. Sıkılan çocuk daha fazlasını öğrenebilir, daha çok ve zor bir şekilde başarıya ulaşabilir.

Bir çoğumuz çocukların sadece evde değil; parkta, piknikte, misafirlikte, restorantta  sıkıldıklarını dile getirip; huysuzluk etmeye başladıklarına şahit olmuşuzdur. Çaresiz kalan anne ve babalar çözümü kendince; çocuklara telefon, tablet, yeni oyuncak, cips, çikolata gibi  sözüm ona acil kurtarıcılarda bulmuştur. Bunun yerine çocuğu; oyuncaksızlığa, doğaya, taşa, çubuğa, yaprağa ve hatta seslere maruz bırakmak gerekir.” Maruz bırakmak” gerek diyorum çünkü bu tür malzemelerle çocuk kendine yeni oyunlar kuracak, yaratıcı buluşlar yapacak, yeni deneyimler kazanacaktır. Çocuğa zaman verin, çünkü yeni fikirler bulmak biraz zaman alır.

Öğretmen olarak gözlemledim ki; bol oyunlu ve eğlenceli geçen bir dersin ardından öğrencilerin çoğu sıkıldım serzenişleri ile yanıma geliyor. Kendini meşgul etmeyi bilmeyen ya da sürekli anne babasıyla oynamaya alışmış çocuklar sıkılıyor. Televizyon ve bilgisayar karşısında vakit geçiren çocuklar, ekrandan uzaklaştığı anda ne yapacağını bilemez hale geliyor ve can sıkıntısı başlıyor. İşte tam da bu sırada anneler, babalar, öğretmenler ne yapmalıdır?

 

İki öneri de bulunmak her zaman işe yaramıştır.

Bu ders kitap mı okumak istersiniz? Yoksa geçen ders öğrendiğimiz konuyla ilgili çalışma mı yapalım?Parka mı gitmek istersin? Yoksa yeni öğrendiğim bir kurabiye tarifi var, denemeye ne dersin? Etrafta değişik bitki türleri var, incelemek ister misin? Yoksa değişik taşlar toplayıp koleksiyonuna yenilerini mi eklemek istersin?Bu örnekler çoğaltılabilir. Önemli olan sunduğunuz seçeneklerin, çocukta merak uyandırarak  beceri geliştirme sürecini desteklemesi ve kendini meşgul etmeyi öğretmesi.

Dostoyevski ‘nin dediği gibi “ İnsanın aklı çoğaldıkça, can sıkıntısı artar.” Sıkıntı zihinsel bir durumdur, fiziksel değil. Sıkıntı zihinde üretildiğine göre yanıtta ancak kendimizdedir.

 

Esra KÜÇÜK

Sınıf Öğretmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu