ÇARŞAMBA’YI İSTEYEN ÖĞRETMEN

Öğretmeni öğrencisinin her şeyidir. Aslında öğrencisi de öğretmenin çok şeyidir!

Öğrencinin anne baba şefkatinden ve korumacılığından ayrılarak hayata tutunabilmek için ilk uğrak yeridir öğretmeni. Tıpkı gökyüzüne ilk defa kanadını açmak için yuvadan itilen bir kuş yavrusu gibi. Öğretmeninin desteğiyle ilk kanat çırpışını yapar öğrenci! Sonra sürekli birlikte yol alırlar. Onun için bazılarının en büyük şansıdır öğretmeni!

Belki öğretmenin ufak bir dokunuşu uçurumdan alacaktır yanlış yolda olanı. Belki de usta bir ressam gibi tek bir fırça darbesidir öğrencinin hayatına kattığı kalite. Belki de kabusa çevirecek masum bir çocuğun hayatını umursuz öğretmeni.

Öğretmenlik mesleğini diğer mesleklerden ayıran en belirgin fark ülkenin geleceğine ve insanların hayatlarına doğrudan tesir ediyor olmasıdır. Ülkenin ve insanların geleceğine tesir ettiğinin farkında olan öğretmen, bu bilinçle hareket ederek gayretle çalışır. Öğrencilere nasıl daha faydalı olabilirimin kaygısını yaşar sürekli. Sınıfındaki her öğrenci onun için değerlidir. Akşamları ertesi günü öğrencilerine nasıl faydalı olabileceğinin derdindedir. Bunun tam tersi olanlarda yok değil hani, onlar için söyleyecek söz yok şimdilik!

Herkes kendi değerini kendisi belirler. Yanlış davranışlar içerisinde olanı kimse takdir etmez. Doğru işler yapmak gayretinde olana ise herkes destek olur ve onu güzel çalışmalarından dolayı takdir eder. Öğretmene saygı ve ”Verilmeyen değer!” konularının konuşulduğu günümüzde bu söylenenlerin düşünülmesi gerektiği kanısındayım.

Bir ilköğretim kurumunda okul müdürü olarak görev yapmaktayım. Uzun yıllardan beridir de eğitim camiasının içindeyim. Geçmişle günümüz eğitim anlayışlarını ve değişim süreçlerini yakından takip edebilecek durumdayım. Geçmişten gelen ”fedakar öğretmen” algısının aksine günümüzde DYK dan en fazla ders saatini kapma yarışlarının ve ders programı değişimlerinde olmadık mazeret ve gerekçeler üreterek kendisine en avantajlı konumu sağlayabilmek (özellikle pazartesi ve cuma günlerini boşalttırmak) isteyen öğretmenlere sık rastlanıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Böyle bir dönemde yaşadığım kısa ama anlamlı bir anımı paylaşmak istiyorum.

Bahis konusu anım kıymet verdiğim bir sınıf öğretmeniyle aramızda geçmektedir. Bu kıymetli öğretmen arkadaşım ders programının değişeceğini haber alınca yanıma gelerek bir talepte bulundu. Öğretmen arkadaşım dördüncü sınıfları okuttuğundan dolayı yabancı dil ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine alan öğretmenleri girmektedir. Öğretmen arkadaşım bu derslerin saatinin programda beş ve altıncı ders saatlerine denk getirilmesi talebini iletti ve ”iş elbiselerimi getireyim o saatlerde okulun eksiklerini yapalım hocam” diyerek sözlerine devam etti. Sonra da ‘Hep branş öğretmenlerinin gününü boşaltıyorsunuz hocam, bir günde benim günümü boşaltmadın” diyerek espri yaptı. Bende “Hangi gününü boşaltmamı istersin hocam.” diyerek espriyi devam ettirmek istedim. Cevaben ”Çarşamba gününü boşaltalım.” cümlesi benim ciddileşmeme neden oldu. Bu defa ciddi şekilde; “Neden çarşamba günü hocam?” diyerek sebebini öğrenmek istedim.

”Çarşamba günü haftanın ortası hocam, biliyorsunuz ilkokulda öğretmenlik yapmak zor, iki günde yoruluyorum, arada bir gün dinlensem kalan iki günde çok daha verimli olabilirim.” cevabı, tatilimi nasıl uzatabilirimin derdinde olanların bulunduğu günümüzde beni mest etmişti. Bende ironi ile lafı devam ettirerek; yirmi yılda geçse sınıf öğretmeni kafası işte değişmiyor ki, herkes hafta sonu tatilini uzatmanın derdinde sen neyin derdindesin hocam cevabını verdim.

İyi ki varsın kıymetli öğretmenim. Ülkenin ve vatan evlatlarının senin gibi öğretmenlere ihtiyacı var…

 

Özcan ADIGÜZEL

Okul Yöneticisi

Paylaş
Etiket(ler): , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir