Köşe Yazıları

GÜCÜMÜZ SEVGİMİZ, GÜCÜMÜZ SEVİLMEMİZ!

Hepimiz sevdiğimiz öğretmenin derslerinde daha başarılı olmadık mı?

ve

Hepimiz sevildiğimizi düşündüğümüz öğretmenimizi daha çok sevmedik mi?

Sevdiğimiz öğretmenimizin branşı en sevdiğimiz ders oldu. Sevdiğimiz öğretmenimizin sözü üzerimizde en etkili olan söz olmadı mı?

Çocuğumuz ilkokula giderken öğretmenini sevip sevmediğini gözünden anlamaya çalışmadık mı?

Çünkü biliyorduk öğretmenini sevmeden, bu işin olmayacağını.

Bir öğretmeni sevmek çocukta neler değiştirir? Ya da bir öğretmenin öğrencisini sevmesi neleri değiştirebilir hiç düşündünüz mü?

Sadece başarılı ve kurallara uyan öğrenciler mi sevilmelidir?

Karşındaki öğrenci anlattıklarını kapıyor, seni mesleki doyuma ulaştırıyor, arkasında ilgili bir aile var, seni yormuyor… Bunu hepimiz isteriz, bütün öğretmenler ister. Peki ya diğer çocuklar?

Onların da sevilmeye hakkı yok mu?

Ve onların öğretmenlerini sevmeye, ileride öğretmenini hatırladıklarında yüzlerinde tebessüm oluşmasına hakları yok mu?

Çocuklar, çoğu zaman sevildiklerini düşündükleri öğretmenleri severler ve çoğu zaman kimse bir çocuğa sevdiği bir öğretmen kadar etki edemez.

Deniz Yıldızı hikayesini bilir misiniz?

Hani bir adamın sahile vuran yüzlerce deniz yıldızından atabildiği kadarını denize atarken; O’na “Bu kadar fazla deniz yıldızının ne kadarını atabilirsin sanki?” diye soran arkadaşına verdiği cevabı: “Burada birkaç deniz yıldızının denize kavuşması benim için bir şeyi değiştirmez ama elimdeki için her şeyi değiştirir.” demesi!

İşte öğretmenin öğrencisini sevmesi de böyledir. Sevildiğini hissettirmek yeri gelip bir çocuğun hayatını değiştirebilir. Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde çalışan binlerce öğretmenimizin yaptığı gibi…

Ayşe mesela… Yıllar önceydi Ayşe’yle karşılaşmamız.

Bir köy okulunda birinci sınıf öğrencisiydi. Otistik bir abisi vardı. Abisi sürekli saçlarını yolduğu için annesi saçlarını makasla kesmişti. Kesmekten ziyade kırpmış desek daha doğru olur sanki. Ayşe annesinin sınıftan ayrılmasına uzun süre izin vermedi, haftalarca hiç konuşmadı. Kimseyle arkadaşlık etmedi, zaten diğer öğrenciler de onunla arkadaşlık etmeye pek niyetli değillerdi. Davranışları diğer arkadaşları ve okuldaki diğer öğretmenler tarafından FARKLI olduğunun düşünülmesine yol açıyordu. Dış görünüşü de bunu destekler nitelikteydi. Özellikle de kötü kokması arkadaşlarının ondan uzak durmalarında daha da etki ediyordu. Gözüm hep Ayşe’nin üzerinde; ne yapacağım şimdi, nasıl öğreteceğim, öğretebilecek miyim? derken…

Ayşe; evde kendisini döven ve saçlarını yolan abisinden onu koruyan, annesinin yanından ayrılamıyordu. Çünkü korkuyordu. Diğer öğrencilerin saçları taralıyken onunkiler kırpıktı… Bir süre sonra Ayşe öğretmeninin kendisini sevdiğini anladı. Öğretmeninin onu sevdiğini hissetmesi güven duygusunu da yerine getirdi. Artık onu kimse dövemezdi, öğretmemeni onu koruyacaktı çünkü. Artık güvende olduğu sınıfta annesinin kalmasına da gerek yoktu.

Öğretmeni sınıfta Ayşe’nin en utandığı şeyi, saçlarını, okşuyor kafasını öpüyor onun kötü kokusunu problem etmiyordu… Hem de diğer arkadaşlarının yanında yapıyordu bunu. Öğretmeni Ayşe’yi seviyordu… Ayşe de bunu anlamıştı ve öğretmenini çok sevmişti…

Sonra ne mi oldu?

Ayşe sene sonunda sınıfın en iyi okuyan öğrencisi oldu. Okula sağlıkçılar gelmişti. Biri Ayşe’nin köylüsüydü. Onu görünce ve tanıyınca şaşırdı. Sordu bana “Bu çocuk ne oldu da böyle oldu?” diye.  Cevabım kısa ve netti:

“Ben onu sadece sevdim!”

Onlarca örnek verebilirim.   Kendi öğretmenliğimden, çevremdeki öğretmen arkadaşlarımın yaşadıklarından, öğrenciliğimden, çocuğumun öğretmeniyle olan ilişkisinden… Sadece İsimler değişir, hikayeler değişir. Ama sonuç aynı. Çoğumuzun hayatına dokunan, hatıralarımızda kalan değerli öğretmenlerimiz oldu.

Ortaokuldaki matematik öğretmenim, hiç unutamadığım öğretmenlerimden biridir. Öğretmenimi çok seviyordum. En sevdiğim ders, o öğretmenin dersiydi. Bu zamana kadar başarılı olduğum sınavların çoğunda matematik sayesinde başarılı oldum. Matematiğe olan ilgim hep O’nun sayesindedir. Sonrasında yıllarca daha okudum. Üstüne kendim de öğretmen oldum, uzun yıllardır da öğretmenlik yapıyorum. Ama bu fikrim hiç değişmedi.

Karşımıza birçok çocuk çıkıyor ve onları değiştirme gücü elimizde. Gücümüz sevgimiz, gücümüz sevilmemiz… Gücümüz kalplerden beyinlere doğru yol alabilmek…

 

Kübra KINALI MERT

Sınıf Öğretmeni

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu