İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İLKOKULDA SPOR ve YETENEK DERSLERİ

Okullar hayat olsun istiyoruz.

6-10 yaş.

Çocukluğumuz…

Hayatı tanımaya ve anlamaya başladığımız yıllar…

Enerjiyle dolup taştığımız, kendimizi ve yeteneklerimizi yeni tanıdığımız yıllar…

Özgürce oyun oynadığımız yıllar…

 

Maalesef günümüz çocuklarının büyük bir çoğunluğu koruma, güvenlik veya başka sebeplerden dolayı sokağa çıkıp özgürce oynama şansına dahi sahip değiller. Ev dışındaki zamanlarının çoğu okulda geçiyor. Bu durumda okulların hayattaki yeri ve önemi daha da anlam kazanıyor.

 

Yani, evet okullar hayat olmalı!

 

Peki, okullar çocukların ihtiyaçlarına ne kadar cevap verebiliyor?

Hayat Bilgisi, Matematik veya Türkçe ders kazanımlarından bahsetmiyorum. Zaten en fazla onlar için zaman harcanıyor.

Çocuğun oyun ihtiyacını ne derecede önemsiyor ve bunu ne kadar karşılayabiliyoruz?

Kendini tanıma ihtiyacını ne derecede karşılayabiliyoruz?

Ya da yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olabiliyor muyuz?

Okullarda spor salonu yok!

Kışın soğuk, yazın ise çok güneşli gibi bahaneler üretip, sadece kısıtlı zamanlarda okul bahçelerini kullanabiliyoruz.

Bu durumda çocuğun ihtiyacı karşılanmış oluyor mu?

Okul hayatında en önemli kişilerden biri şüphesiz sınıf öğretmenleridir. Peki bir sınıf öğretmeni her alanda yetenekli olabilir mi?

Spor ve sanat derslerinde sınıf öğretmeni yetenekli değilse veya gereken önemi vermiyorsa çocuklar bu derslerden ne derecede faydalanabilirler?

Bir de eski yıllara dönelim.

Mesela bu derslere branş öğretmenlerinin girdiği yıllara…

Müzik dersinde öğretmenimiz mandolin getirirdi. O çalar, biz söylerdik. Org getirirdi, notalara basardık. Okul yararına düzenlenen çaylar için koro ve gösteriler hazırlanırdı. Bu etkinliklerde görev almak için can atardık. Hem eğlenirdik hem de gelişir. Ailelerimiz bizi izlemek için çaya katılırlardı.

Resim dersinde dosyalarımız olurdu. Onları güzelce muhafaza etmeyi öğrenirdik. Resim kağıdını temiz tutup, her yerini doldurmayı öğrenirdik. Öğretmenimiz bir sonraki derste lazım olan malzeme listesini verince listedekileri tamamlayıp okula gittiğimizde sorumluluğumuzu yerine getirmiş olmanın hazzını yaşardık. Malzemeler eksik olduğunda çalışmamız istediğimiz gibi gitmez, sorumluluğumuzu yapmamış olmanın sonuçlarını yaşayarak görürdük. Yıl sonunda öğretmenimiz dosyalarımızdan güzel olan resim ve çalışmaları seçip sergiye koyardı. Ailemizle o sergilere giderdik. Bir ürün ortaya koymuş olmanın verdiği onur ve hazla…

Günümüzde ilkokullarda Din Kültürü ve İngilizce derslerine branş öğretmenleri giriyor. Bu dersler çok önemli evet. Ama tam kendimizi ve yeteneklerimizi yeni keşfettiğimiz, çocukluğumuzun belki de en güzel çağları olan, bu yıllarda resim, müzik, oyun gibi alanlar önemsiz mi?

Özel okullar bunu yapabiliyorsa bünyesinde on binlerce öğretmenin çalıştığı devlet okullarında bunu yapmak çok mu zordur?

Bu derslere girecek olan öğretmenlerin alacakları ek dersler devletin sırtına GEREKSİZ yük müdür?

Devlet okullarında okuyan çocuklar özel okullarda okuyan çocuklardan daha mı az çocuktur?

Bu durumda okullar nasıl hayat olacak!

 

Kübra KINALI MERT

Sınıf Öğretmeni

Paylaş

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir