ÖĞRETMENLİK DUYGU AKTARIMIDIR

Bilgisayar başında yoruldum ve hava almak için bahçeye çıktım.

Özel eğitim sınıfı öğretmenlerimiz öğrencileriyle birlikte etkinlik yapıyorlardı.

Down sendromlu öğrencimiz, öğretmeninin elini sıkıca tutmuş halkalar arasından geçmeye çalışıyorlardı.

Diğer öğrenciler de heyecanla sıranın kendilerine gelmesini bekliyordu.

Yaşadıkları mutluluğu seyretmek terapi gibiydi…

İçeriye girdim bir sandalye alıp onları izleyebileceğim bir noktaya oturdum.

Özel eğitim sınıfı olması sebebiyle çocukların hepsi özel gereksinimliydi haliyle.

Down sendromlu olan öğrencimiz öğretmenini dikkatle dinliyor ve yönergeleri yerine getirmeye çalışıyordu.

Tam olarak anlamamış olacak ki öğretmeni elinden tuttu, birlikte zıplaya zıplaya etkinliği tamamladılar.

Sonra çocuk birden öğretmenine sarıldı. Öğretmeni de onu öyle içten kucakladı ki ancak insanın ailesinden birisi o kadar sahiplenir.

Sırasını beklemeyeceğini biliyor olacak ki, elini hiç bırakmıyordu öğretmeni.

Çocuk da halinden memnundu.

 

Keyif aldığı her halinden belliydi…

 

Bir sonraki etkinlik top ile yapılan bir etkinlikti.

Bu sefer kendi sırasını bekliyor, öğretmenlerini dikkatle izliyor ve söylenenleri zevkle yerine getiriyordu.

Yorulduğu zaman da öğretmeninin kendisine gösterdiği gölge bir noktada sakin bir şekilde bekliyordu.

Tüm bu süreçte annesi de farklı bir köşeden çocuğunu izliyordu. Çocuğunun mutluluğunu gören annesi de ayrı bir heyecan içindeydi.

Zil çalana kadar annesi farklı bir köşede, ben farklı bir köşede keyifle izledik öğrencilerimizin dersini…

Öğrencinin ve öğretmeninin gözündeki mutluluk kelimelerle tarif edilemeyecek kadar anlamlıydı.

 

Kendisini böylesine sahiplenen öğretmeninin sözünden çıkar mı hiç o öğrenci?

Bir sonraki dersini heyecanla beklemez mi?

Peki öğretmenim, sen ne güzel bir öğretmensin. İnsanın öğrencin olası geliyor.

 

Sözü fazla uzatmanın anlamı yok.

 

Öğretmenlik duygu aktarımıdır!

Öğrenciye duygularımızı doğru bir şekilde aktarıp karşılıklı güven duygusunu oluşturduğumuzda matematiği, Türkçeyi aktarmak için pek çaba sarf edeceğimizi zannetmiyorum.

İster normal gelişim gösteren öğrenci, isterse de özel gereksinimli öğrenci olsun; ilk dersimiz öğrenciyi tanımak olmalıdır. Sonrasında öğrenci ile aramızdaki güven duygusunu oluşturmalıyız. Gerisi detay, hallolur zaman içinde…

 

Muhammet YILMAZ

Okul Yöneticisi

Paylaş
Etiket(ler): , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir